18 Şubat 'ta Gittigidiyor.com'dan meric2006 isimli satıcıdan bir elbise satın aldım. Ürünün sayfasında iade kabul etmediğini belirten bir ifade yoktu. Sıkı bir Gittigidiyor.com müşterisiydim ve o ana dek iade etmek isteyeceğim bir durum olmadığı halde ne olur ne olmaz diyerek iade almayan satıcıdan asla ürün almıyordum.Ürün elime geçtiğinde elbisenin bedeninin yanlış ifadelendiğini ve yaka modelinin resimdekinin aynı olmadığını farkettim. Markalı bir ürün olduğu için sahte olabileceğinden şüphelendiğim halde gerçekten de yaka kısmının da tuhaf ve resimdekiyle alakasız durmasından dolayı 24 saat geçmeden ürünü satıcının adresine kargoyla geri yolladım. Sahte marka durumundan çok da emin olmadığım için kimseyi rencide etmek istemediğimden hileli ürün olarak raporlamadım ve bedeni yanlış diyerekten onay da vermedim. Durumu Gittigidiyor.com'a da bildirdim.
Ben de okuyucularımı tanıyorsam ‘internetten elbise mi alınır’ diye bıdıbıdılayacağını biliyorum. Markasını ve kesimini bildiğim bir elbiseyi alırım. Daha önce defalarca yaptım ve hep de memnum kaldım çünkü. Çok spesifik elbise modelleri oluyor bana çünkü. Elbisenin sadece bedeni tutmasa –ki çok da tuttuğunu söyleyemeyeceğim- yine iade etmez, birine hediye ederdim ki vardı iş arkadaşlarımdan talibi zaten. İş ki elbisenin yakası olsaydı. Fotoğrafta usturuplu bir şeydi, gerçeğini Paris Hilton bile giyemez, öyle diyim size. Elbisenin yakası alenen yoktu çünkü. İçine tişört giyilebilir türden de değil üstelik. Kokoş bir elbiseden bahsediyoruz.
Satıcı iade isteğime önce mırın kırın etti. Kargoladığınız adres doğru değil dedi, fakat kargo size geri dönerse bana geri yollayın tekrar, dedi. Sonra kargo gelince haber vereceğim demesine rağmen iade aldığını kendisi onaylamadı. Yerine Gittigidiyor.com'un Destek Hattı elbisede ter lekeleri olduğunu, elbisenin kullanıldığını ve bu yüzden satıcının iade almak istemidiğini söyledi. Ben de bu sefer asıl hikayeyi anlattım. Elbisenin sadece üç dakika denenmek amaçlı giyildiğini ve zaten üzerime olmayan bu ürünü giymiş olamayacağımı, ürünün aslında fotoğrafındaki ve açıklandığı gibi de olmadığını söyledim. Bu sefer de Destek Hattı yetkilisince tutarsızlıkla suçlandım.
Birincisi, satıcı iade almadığını söyleseydi zaten bu ürünü almazdım. İkincisi, ürün %100 açıklandığı gibi olmamasına rağmen hile bildirecek kadar agresif olmadığımdan tutarsızlıkla suçlandım. Üçüncüsü, satıcının ifadesinin benim ifademden daha yeğ tutulmasındaki sebebi anlamıyorum ve Destek Hattı elemanının benle bu tarzda konuşmasını hiç profesyonel bulmuyorum. Destek Hattı satıcıyla anlaşmazsam bu işin çözülmeyeceğini ifade etti fakat satıcının anlaşmaya niyeti olmadığında bu işin nasıl çözüleceğine dair bir süreçleri de yoktu. Param bloke olarak onlarda kalıyordu ve hatta da bu yüzden bu işten en karlı onlar çıkıyordu.
Hadi dedim satıcıyla uzun uzadıya konuşayım, dertleşeyim. Türkler böyle anlaşıyor madem. Bunu yapar yapmaz yumuşadığım falan mı sanıldı nedir, kabalığın, çamurun bini bir para oldu. Alenen yakası olmayan bir elbiseyle memeler dışarda alem yapmışlığıma geldi olay. Elbisede buram buram ter kokusu varmışmış da, nasıl satarmış da bu ürünü bir daha. Biraz ağlak, biraz öfke. Bu yani. Konuşa konuşa geldiğimiz yol bu.
Satıcıya paramı istemediğimi fakat satıştaki başka bir ürününü alabileceğimi önermiştim. İki hafta daha zaman geçmesine rağmen ne üründen ne satıcıdan ne gittigidiyor'dan, kimseden haber çıkmadı. Tekrar Destek Hattı'na sordum. Probleme çözüm önerisi olarak ürünün satıcıya iadesinin ancak ürünün yarısının parasının benden kesilerek mümkün olacağını söylediler.
Ürünün fiyatı 129 YTL idi. Elbiseyi kullanarak(!) iade ettiğim için cezam da yaklaşık 65 YTL. Alırken ve iade ederken olmak üzere iki kez de 15 YTL'lik kargo ücreti ödedim. Neticede iade kabul alan bir satıcıdan aldığım ve 24 saat içinde de iadesini gerçekleştirdiğim, üstelik de sahte olması kuvvetle muhtemel bu ürünü satıcıya iade edip 80 YTL de ceza ödeyeceğim bir senaryo dayatıldı. Neden gittikçe daha çok mağdur edildiğimi gerçekten anlamadım. Kamera şakası gibi geliyor bana.
Yurtdışındayken senelerce Ebay'in de sıkı müşterisiydim. Ebay ismine güvenerek burada da devam ettiğim bu web alışverişinin burada bu ciddiyetsizlikle konumlandırılmasına gıcık oldum. Türkiye'de internet alışverişinin neden geride kaldığını artık daha iyi anlıyorum. Bir daha asla Gittigidiyor.com'dan alışveriş yapmayacağım gibi kimseye yapmasını da tavsiye etmem. Gittigidiyor'dan geçen yıl 1.000 YTL üzerinde alışveriş yaptım. İnternetten alışverişi çok da pratik bulurum üstelik, fakat bütün bu olan bitenden sonra bir daha internetten ürün almaya çok çekiniyorum açıkçası. İlk kez bir ürünü iade etmek istedim. Başıma bu geldi. İyi oldu, belki de ders almam gerekiyordu. Gelen malı kabul ettiğiniz sürece internetten alışverişin bir sakıncası yok sanırım. Biraz da ne çıkarsa bahtınıza. Gelen şey sunulan şey olmasa da almak zorunda olmanız kandırmaca değildir de nedir?
Herşey bir yana, Gittigidiyor’un platformdan başka bir şey sağlamadan, yani birtakım kurallar, korumalar, yönetim ilkeleri, proses, adı her neyse o ‘sistem’ dediğimiz şeyden olmadan bu kadar başarılı olmasını anlamıyorum. Yani 'artık' anlıyorum. Yeni teknoloji ortamlarında da başarılı olmanın eski usullerden farklı olmadığını, yani düzene müzene dayanmadığını, herşeyin göle maya çalarak ama o mayanın da alternatifsizlik ya da en iyi ihtimalle tüketicinin bilinçsizliği yüzünden bir şekilde tuttuğunu ve bu yoğurtların benim gibi saf salaklardan başka kimseyi ekşitmediğini artık öğrendim. Bütün naifliğimle web sitelerinin sağ üstündeki ‘ebay’ ibaresini görünce kendimi Amerika’da sandım galiba.
Bu vesileyle Şövalye olsun Düella olsun girişimciliğe girişen herkese sesleniyorum: Bırakın plan mlan yapmayı. Duymak istemiyorum. Bu memlekette müşteriyi dövsen gene de para kazanıyorsun. Hiç kasmaya gerek yok. Salın gitsin ya.
Just Do It yani. Do whatever.












