Özlempansiyon olsun, Barışnerede olsun, Cüneyt360 olsun, bu tip insanlar böyle bloglar bloglar tutadururlar. Sonra da seyahatleri bitince zirvedeyken jübile ayaklarıyla bloglarına ara verirler. 10 ayda 14 ülke gezmişiklerini anlatıp durdukları eski defterlere bakıp durursunuz. E, aferim. Ne oldu? Hafiye kadın 12 günde 12 ülke gezerek seyahatlerini de bloglarını da ellerine tutuşturdu bunların.
Efendim, onların haberleri çıka çıka Cosmo’nun, Kelebek’in kıyısında köşesinde çıktı. Benimkiyse ekonomi bültenlerine manşet oldu. Onlar yüzleri gözleri toz toprak içinde dolanırken benim özel İngiliz uşağım vardı. Her işime koşturdu. Dudağım çatladı krem, gömleğim kırıştı ütü yetiştirdi. Çıplak ayaklı köylü kızlarını görmedim ama Paris’te, Milano’da, Dubai’de, manzaralı, jakuzili odalarımda binlerce yuroluk şarap kadehlerindeki dudak izlerinin sahibi oldum. Yalnız bütün zarafetimle ayrılırken eşantiyon sabunları, jelleri toplamayı bilhassa unutmadım. Hatta o kadar çok otel armalı havlu terlikleri oldu ki Şövalye’nin, sevinci ömre bedeldi.
Ha, arada Şövalye’ye arızalandım, o ayrı. Bu şapti oğlan ben gidince beni unuttu resmen. Önceden ‘ne şeker, tıpkı bebekler gibi’ diye size anlattığım şey döndü dolaştı beni tırmaladı yani özetle. Adam aramaz, sormaz oldu yahu. Köşeyi dönmemle varlığım bilincinden silindi alenen. Cicim aylarımız bitti galiba onlan. Ayrılırsak haber veririm, Muratçım. Ben zaten buralarda zor durucam gibi. Beni yanına, Chicago’ya aldırırsın artık. Öyle Amerika’ya Türkiye’den getirilme gelinlere de benzemem. Bana yol yordam öğretmen gerekmez. Hazır yapılmış bir hatunum. Rahat edersin.
Bir tenis topu gibi fırlatılırken bir ülkeden diğerine, arada bir Murat krizi çıkmış. Size çok kızdım sevgili hırt arkadaşlarımdan ibaret okurlarım. Yahu neden okur yelpazemin genişlemesi çabama tıpa oluyorsunuz ki? Ben topluma mal olmak, herkesin sevgilisi bir yazar olmak peşindeyim. Arada şehirli kadın çıkışları yapıp Ayşe Arman’ın tahtını sarsan kadın olmak isterim. Beni paylaşmaya açık olun çok rica ederim. Bağlaç olan de’leri ayıramayan da, birtakım deyimlerin farkında olmayan da okusun, lütfen ya. Çok rica ediyorum.
Efendim, onların haberleri çıka çıka Cosmo’nun, Kelebek’in kıyısında köşesinde çıktı. Benimkiyse ekonomi bültenlerine manşet oldu. Onlar yüzleri gözleri toz toprak içinde dolanırken benim özel İngiliz uşağım vardı. Her işime koşturdu. Dudağım çatladı krem, gömleğim kırıştı ütü yetiştirdi. Çıplak ayaklı köylü kızlarını görmedim ama Paris’te, Milano’da, Dubai’de, manzaralı, jakuzili odalarımda binlerce yuroluk şarap kadehlerindeki dudak izlerinin sahibi oldum. Yalnız bütün zarafetimle ayrılırken eşantiyon sabunları, jelleri toplamayı bilhassa unutmadım. Hatta o kadar çok otel armalı havlu terlikleri oldu ki Şövalye’nin, sevinci ömre bedeldi.
Ha, arada Şövalye’ye arızalandım, o ayrı. Bu şapti oğlan ben gidince beni unuttu resmen. Önceden ‘ne şeker, tıpkı bebekler gibi’ diye size anlattığım şey döndü dolaştı beni tırmaladı yani özetle. Adam aramaz, sormaz oldu yahu. Köşeyi dönmemle varlığım bilincinden silindi alenen. Cicim aylarımız bitti galiba onlan. Ayrılırsak haber veririm, Muratçım. Ben zaten buralarda zor durucam gibi. Beni yanına, Chicago’ya aldırırsın artık. Öyle Amerika’ya Türkiye’den getirilme gelinlere de benzemem. Bana yol yordam öğretmen gerekmez. Hazır yapılmış bir hatunum. Rahat edersin.
Bir tenis topu gibi fırlatılırken bir ülkeden diğerine, arada bir Murat krizi çıkmış. Size çok kızdım sevgili hırt arkadaşlarımdan ibaret okurlarım. Yahu neden okur yelpazemin genişlemesi çabama tıpa oluyorsunuz ki? Ben topluma mal olmak, herkesin sevgilisi bir yazar olmak peşindeyim. Arada şehirli kadın çıkışları yapıp Ayşe Arman’ın tahtını sarsan kadın olmak isterim. Beni paylaşmaya açık olun çok rica ederim. Bağlaç olan de’leri ayıramayan da, birtakım deyimlerin farkında olmayan da okusun, lütfen ya. Çok rica ediyorum.