Pazartesi, Eylül 22, 2008

Kaç Kişiydik O Zaman?

On yıl önce, üniversiteyi yeni bitirmişiz. Tabansız bir güven üstümüzde. Yani ne zaman gideceğimiz belli değildi. Ne zaman döneceğimiz de. İş miş de bulmamışız. Okula da dönmüyoruz. Cebinin dibine kadar tatil fırsatı. Hatta dibinden de öteye. O zamanki Bodrum’a gidiş daha öncekilere benzemiyordu bu yüzden.

Dilocanlar mesela, restoranların masa örtülerini yıkayaraktan beyaz çarşaflarının altından allı güllü yatak desenleri beliren Ayşe Pansiyon’daki tatillerini baki kılmak isterken Düellalar dönüşte yol paraları kalmayıp otostop ve bilet ricası karışık Artunç Motel’i mesken edinmiş, Pelinat ise Bodrum Doktoru ablasının erkek arkadaşının (şimdiki kocasının) olmadığı zamanlarda ablanın bir odalı misafirhanesine sığınmıştı. Ben gelince Cem Pansiyon’a geçmiştik beraber. Pelinat dört günlüğüne diye çıkmıştı evden de bir buçuk ay Bodrum’da kalmıştı. Giderken mecburen ona biraz üst baş götürmüştüm.

Bütün bu pansiyon ve moteller, sahiplerinin çocuklarının ismini almışlardı. Artunç’u bilmem ama Cem o zamanlar 16 yaşındaydı. Lise 2’ye geçmişti ve yaz tatilini bütün gün resepsiyonda durarak geçiriyordu. Kapının önünde hara güre gırla giderken onun dışarı çıkması yasaktı. Pelinat geceliği yedi milyon lira olan odayı altı milyona indirmek için dil döküp duruyordu oğlana. Hatta da tavla oynayarak iddialaşmışlardı. Pelinat kazanırsa odaya altı lira verecek, Cem kazanırsa yedi lira verecektik. Pelinat ha bire kaybediyor, kaybettikçe mızıkçılık yapıyor, kazanıncaya kadar tavla oynamaya kalkıyordu. Cem bu durumdan fena halde hoşnuttu. Resepsiyondan ayrılması yasakken o nemli ve karanlık lobimside daha güzel eğlence bulamazdı nitekim.

Geçen Bodrum’a gittiğimde Cem’e gittim eskiyi yad etmek için. Cem artık adam olmuştu. Aramızdaki yaş farkı aynı beş’te durduğu halde ona velet muamelesi yapamayacağımız kadar da azalmıştı bir yandan. Artunç da Cem yaşlarında bir oğlan imiş. Düellalar da bu sefer Artunç’a bakmaya gittiler. Artunç zamanında güzel bir oğlanmış. Büyüyünce çok yakışıklı olacağına duyulan inançlar da bu nostaljik ziyareti meraklı hale getirdi. Bekledikleri gibi bir ilah olamamış delikanlımız ama işletmeci aileyle yeniden kaynaşılmış, kahveleri içilmiş.

Ahh, ah. Ne güzeldi eski Bodrumlar. Şimdi öyle mi, a Karagözüm?


Ne diyorsun Hacı Cavcav? Kime gelmiş eskimo Rumlar?

1 yorum:

Dümbelek dedi ki...

Hafiye,

Sen tatil anılarını yazana kadar sonbahar geldi valla. :) Kaç kişi kaldı şimdi başlıklı risale geldiğinde çizme giyiyor olacağız.

Gezgin Şöfalye ve aslında daha gezgin zatıaliniz çapında olmasa da ben 2008'in geri kalanını ve borsada hala batmayan son paralarımı frugal traveller goes hovarda tatillerde harcamaya karar verdim. :)

İlk istikamet Amerika/Karayipler. 3 adet de Avrupa uçuş hakkım var :) Şöfalye ve senden acil danışmanlık almam lazım (sana hassaten yazmam gereken böyle blog ortamında dümbüldeyemeyeceğim bir takım gelişmeler de var).

Kestane kebap, acele cevap,

Sevgüler,
Ailenizin Dümbeleği