Perşembe, Ekim 08, 2009

Anlaşmalı Boşanma

Sayısı üçü beşi geçmeyen evli arkadaşımdan birisi daha boşandı. Oturduk konuştuk tabi önden. Boşanma dilekçelerinin verilmesinden davaya kadar olan süreçte. Muhabbetin başında işte bir post-mortem analizi yapılıyor ilişkinin. Bakıyorsun bir kankan stabil mi diye. Ona göre muhabbetin yönü belirleniyor. Muhabbetin sonunda evliliğin felsefesine muhakkak giriyoruz. Gereksiz ilan ediliyor hep evlilik. Arkadaşım da mecburiyet gibi görmüşmüş evlenmeyi. Askerlik gibi. Okula gitmek gibi. Sorgulamamış zamanında. Şimdi sorguluyor.

Kankalarım eşleriyle kavgasız dövüşsüz ayrılıyor. Bir şeyler bitti mitti, sıkıldık, farklıydık falan feşmekan. 'Anlaşarak' boşanıyorlar yani. Boşanma kararına rağmen birisi ayrı ev tutup düzenini kuruncaya kadar beraber oturuyorlar. İşte tam da bunu benim aklım almıyor.

Şu hayatta üç günlük flörtümsüden bile kan çıkmadan, kafaya isabet ettiremediğimden duvarda bir şeyler patlatmadan ayrılamamış biri olarak bunu anlamaya ihtiyacım var. Belki de benim her zaman haklı olma ihtiyacımdan kaynaklanan bir durum bu. Sonunda canımın daha çok sıkılacağını, daha çok zarar göreceğimi bilsem dahi kendimi doğrulamadan ve yaptıklarımı doğrulatmadan oradan ayrılamıyorum. O noktada haliyle karşımdaki de beni anlamama ya da sarkastik bir hak verme tribine girdi mi tamamdır. Etrafta kesici ve delici alet olmasa iyi olur. Aslında o anda haklı olduğumu atmosfere sindirip uzayacağım. Hepsi o. Diğer türlü kontrolümü kaybetmem çok zordur.

Geçenlerde bir alacak verecek hikayesi çıktı. Eski hikayedir de biraz gelişmeler oldu durumda. Şövalye’ye anlatamıyorum böyle şeyleri. Paradan konuşamaz o. Öyle para yüzünden kalp kıramazlığından değil sadece, bildiğiniz muhasebe, finans terimlerini dahi iletişemezsiniz. Bünyesi almıyor. Şu kadarlık ev almamız için bankadan şu kadar vadeyle ayda şu kadar ödenen mortgage kredisinden çekmemiz gerek cümlesinde dahi beni paragöz ilan ediyor, konu hakkında konuşmayı reddediyor, sonra ben gereksiz uzun açıklamalara giriyorum, en nihayetinde ayarım kaçıyor.

Düella var Allahtan. Ağzım dolu dolu anlattım ona hikayeyi. Paragöz müyüm ben, diye ona da sordum. Evet
paragözsün, dedi. Ama haklısın, diye de ekledi. Kızdım mı? Yoo. Haklıydım ya.

11 yorum:

adana dedi ki...

hafiyeee :) beni hatirladin mi :) gokmen... seni bulmak cok zor, emaillerin calismiyor :) ziv ziv gezdigin icin bari emailler otursaydi yerine... gorusuruz, bana email atarsan paslasiriz. konuyla alakasiz oldu mesaj, kusuruma bakmasin hafiyeciler, bosanma konusunda ise ne diyelim, uzucu bir olay, fakat hayat kisa, evliysen esinle keyfini cikar, olmuyorsa tek cikar ne diyeyim :) bugun nerden hatirladim seni, u2 dan :) anlatirim, byeeeee...

Hafiye dedi ki...

Anaaa. Asil sen nerdesin olum? Benim adres ayni gordugun gibi. Email neymis? 4-5 yildir burdayim iste. Nerde bulunacagim belli.

Sen n'aptin? Evlendin mi? Du mail atayim en iyisimi. Hemserime bak bee

adana dedi ki...

evet iyi ki bu adres ayni :) yoksa toptan buharlasirdin :) evlendim tabi kacar mi :) yaz hadi yaz, optum :)

Adsız dedi ki...

bence sen beni de paralarim icin seviyorsun:P

dü:)

CLTK dedi ki...

Ben evliliğe mecburiyet olarak bakan zihniyete kılım...Flort edin abi o zaman; evlilik denilen olayda biraz kutsallık, biraz sebat vardır...

HUYSUZ dedi ki...

ben evlendikten sonra şunu anladım ki; evlilik şart değil ve hatta gereksiz belki de...

boşanma dedi ki...

Evli kalmak yine de en iyisi azizim...

Ruty dedi ki...

evlenen herkes ya bosaniyor, ya evliligin gereksizliginden dem vurup duruyor. Sonra biz evli olmayanlara da paso "e hadi siz de evlenin" dokundurmalari.. Bu ne perhiz, ne lahana tursusu anlamadim..

Ali dedi ki...

gecen gun bir anda fark ettim ki ben evlenmek falan istemiyorum. bir de beni ideal evlenme adayi olarak gorup gosteriyolar ya ona da gicigim. kategorize ediyolar insanlari. ben olene kadar degil, bir iliski ne kadar surebilirse o kadar takilmak istiyorum.

CLTK dedi ki...

Sevgili Ali,
bir iliski olene kadar da sürebilir, evliligin birincil amaci zabaha kadar zeks, tutku vs vs degil, kendine canyoldasi secmektir. Birine canyoldasi diyebilmek buzuk ister.

Hafiye dedi ki...

Herkesin kendince tanımı var evliliğe dair. Nasıl ki herkes herşeyi tıpa tıp aynı yaşamıyorsa, hayata aynı anlamları yüklemiyorsa evlilik de kişiye özel yaşanıyor. Yine de beklentileri doğru kurmak gerek.

CLTK, evliliğe dair 'canyoldaşı' seçme tarifine aynen katılıyorum.