Perşembe, Mayıs 26, 2011

Babasının Oğlu

Geçen yazıma yorum bırakan Adsız’dan çocuğumu anne bağımlısı yetiştirmemem üzerine bir yazı sipariş geldi madem yazıyorum:

Jelibon anne bağımlısı bir çocuk değil zaten. Teknik olarak bu pek mümkün de değil. Ne ben onu ‘yavruuum’ yapıp bağrıma basıyorum ne de uyurken ağlamasın diye değişik usullerle sallıyorum. Gerekirse uyumak için ağlıyor. Cicibebeli mamasını talep ediyor fakat aç kalmaktan bıkınca sebzesini yiyor. ‘Hayır, Jelibon!’ diye bağırıyorum. Put oluyor. Kabloya yaklaşmıyor.

Ben ne zaman bunları yapsam Şövalye ortalıktaysa yetişip bana küfür kıyamet dalıyor. Oğluşunu benden ‘kurtarıyor’. Allahtan işini değiştirdi, yeni işi de çok meşakkatli de işkolik olmak zorunda kaldığından evde fazla dolanmıyor. Yine de ortamdaysa Jelibon’un her isteğini yerine getirmek misyonundan pek ödün vermiyor.

Sonuç: bilinenin tam aksine, babasına düşkün bir oğlan.

Jelibon babasının sesini dahi duyduğunda elektrik çarpmış gibi hareket etmeye başlıyor. Bağırıp çağırarak sese ulaştırılmayı talep ediyor. Her ne pahasına olursa olsun babasının sesine doğru emekliyor ya da sürünüyor.

Geçen gün yorgun argın işten dönen Şövalye, akşam yemeğini kucak tepsisine koymuş, salonda yemek yemeye koyuldu. O ana kadar salondaki oyun alanında sakin sakin oynadığım Jelibon psikopata bağlanıp Şövalye’ye doğru emekledi. Şövalye’nin dibine gidip ayaklarına kapandı. Yeri yumruklaya yumruklaya ağlamaya başladı. İstiyordu ki Şövalye onunla oynasın. Onu yürütsün, zıplatsın.

Çok aç olan Şövalye ne yapacağını bilemedi. Yardım isteyen gözlerle bana baktı.
“Ben anlamam” dedim. “Sen yaptın bunu böyle. İlgilenmek de sana düşer ”

Komik bir ciddiyet takınıp baş parmağını tıpkı benim Jelibon’a yaptığım gibi salladı. “Hayır Jelibon” dedi. Üstüne de kahkaha attı.

Jelibon da çok anladı. Avazını artırdı. Şövalye Jelibon’u kucağına aldı.

Ama Jelibon’un derdi kucak değildi. Kanepenin bir ucuna bırakılmış kucak tepsisindeki yemeği mıncıklamak istiyordu. Şövalye kıyamadı, tam yemeğini Jelibon'a mıncıklatacaktı ki kaptım oğlanı elinden, yatak odasına götürdüm.

Koridor boyunca bağırdı ama önünde iki oyuncağı birbirine vurdum. Nay, dedim. Noy, dedim. Sustu.
Babası da yemeğini yedi.

Benim aslında iki çocuğum var diye size de söylemiş miydim?

6 yorum:

huysuz dedi ki...

nay? noy? pavlov durumları mı?

Hafiye dedi ki...

Ay hayır yahu, ne Pavlov'u?
Jelibon bir ateş topu. Pek Pavlovluk hali yok. Nay nay nay nay, noy noy noy noy diye hoplayıp zıplarken şarkılı efekt yapıyorum, o kadar.

gezicini dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
huysuz dedi ki...

:)) yahu benim gözümde pek farklı canlandıydı durum :))

Hafiye dedi ki...

Jelibon'un beni sevmesi için her istediğini yerine getirmem gerekiyorsa beni babası kadar asla sevmeyecek demektir. Ama bu beni çok da incitmez. Benim değerim zamanla anlaşılır. Di mi Düella? :)

duella dedi ki...

di:)