Salı, Haziran 07, 2011

Erken Yürüyen Bebek

Jelibon yürümeye başladı. Aman nazar değmesin. Daha 9 aylık. Tu tu tu’lar da başladı. Siz de rica ediyorum nazarınızı değdirmeyiniz. Nazarınıza yazık. Değdiğine değmez.

Jelibon küçük bir herkül olur. Belki de azman demek daha doğru. Boyu da kilosu da %97’lik eğrinin üstünde. Adamı pusetinde görenler onu 1.5 yaşında sanıyor ve neden onu yürütmediğimizi soruyordu. Neyse, bundan sonra yürütürüz de gerekirse.

Jelibon iri ya. Böyle atletik tipli. Çok da hareketli. E, erken de yürüdü. Ben de sanıyordum ki kendisinde profesyonel sporcu kumaşı var. O kadar ki spor bursuyla ivy ligde üniversite okur. Aynı zamanda erken yürümek zekanın da göstergesidir de üstüne bir de Fulbright olsun Tübitak olsun hepsinden burslar alır, Harvard’a mı gitse, Yale’e mı diye ikilemlerde kalırız.

Çocuklarda yürüme konusunda biraz okuyunca anladım ki bunların hiçbiri yok elimizde. Her çocuk kendi hızında büyüyor, gelişiyor, aşamaları farklı farklı zamanlarda geçiyor. Erken yürümesiyle sadece risk alabilen bir bebeğimiz olduğunu düşünebilirmişiz. Bebeklerin çoğu aslında fiziksel olarak bu yaşta yürümeye müsait ama totoları yemiyor, denge kaybedip düşmekten korkuyormuş. Erken yürüyenler atılgan tipler. Düşmeyi düşünce düşünenler yani. İhtimalini dert etmeyenler.

Hatta halk arasında ‘erken yürüyen geç konuşur’ diye bir laf da var. Jelibon da hiiiç kelimelere hevesli değil. Onunla istediğin kadar konuş. Göz hizasında şarkılar söyle. Üç saniye bakarsa iyi. Dördüncü saniyesinde sıkılıyor, kendini yere atıp zıplatılmak falan istiyor.

Düella’ya dedim ki bizimki cesur yürek çıktı. Risk alan tonti. O da dedi ki, iyi işte. İş adamı kodaman patron olur, bize bakar.

Dedim risk bu. Her yöne gider. Bizimki sadece aksiyon olsun diye atılıyor. İşleri batırıp emekliliğimizde başımızı sokacağımız küçük sayfiye evimize de yerleşebilir. Sonra ben sigorta emeklisi maaşımdan üç lira biriktirmeye kasıp onun girişimlerine katkıda bulunucam diye ömrümün kışını da totom açıkta geçiririm.

Babasının kayalardan düştüğü, ormanlarda kaybolduğu, paraşütünün yırtıldığı, ıssız ülke sınırlarında soyulduğu, motosikletle taklalar attığı, epeyce ölüm tehlikesi atlattığı, binbeşyüz tane iş değiştirip birkaç girişimi de batırdığı düşünülürse Jelibon’un kime çektiği belli. Teknik olarak yüzde ellisi benden olmasına rağmen katrandan şeker yapamadık maalesef.

5 yorum:

huysuz dedi ki...

bizim cüce de 10,5 aylık yürümeye başlamıştı ama nedense sıfır risk şeklinde devam ediyor hayatına. temkin kendisinin ilk adı.

Hafiye dedi ki...

Sizin cüce oğlak burcu da ondan. Temkin benim de ilk adım. Oğlaklık sağ olsun.

OzlemPansiyon dedi ki...

aklı birazcık ersin, 'katrandan şeker yaparız', merak etme sen:)

melontheroad dedi ki...

Benimki emeklemiyor bile...yazına sonuna dek katılıyorum.çok temkinli bir babası var:P

Gamlı Baykuş dedi ki...

bizim evin şövalyesi benim. benimkini uyanık olduğu saatler boyunca hep kucakta taşıdığım(ız)dan yere bıraktığımızda şöyle bir iki dakika emekleme egzersizi yaptıktan sonra sıkılıyor, kafasını kaldırıp kollarını uzatıyor, kucağıma almazsam kendini parçalıyor. kızarıp bozarana kadar ağlıyor, gözyaşlarına dayanamıyorum etraftakilerin serzenişlerini karışmayın siz diyerek püskürtüyorum ve oğlumu yine kucağıma alıyorum... bence 2 yaşına kadar yürümeyecek. temkinle falan da alakası yok. tamamen mismanagement...