Pazartesi, Haziran 06, 2011

Yaramaz Bebek, Meşgul Ortam

Dün Elyanla Levo geldi bize. Yarım saat olmadan karı koca birbirlerine kaş göz yapmaya başladı. Hadi kalkıp gidelim, manasında. Haklılardı gitmek istemekte. Jelibon ortalıkta kıpır kıpır kıpırdanıyordu. Elimden tutun, yürütün, uçtu uçtu yapın, zıplatın, topu atın, topu tutun, gezdirin, hoplatın istedi durdu. Arada acıktı. Kaşıkla yemeyi reddetti. Eliyle yesin diye patates haşlandı. Muzlar soyuldu. Onları bin kez yere attı. Bin kez yıkayıp eline geri verdik. Akabinde ortalık temizlendi. İstedikleri elbette cingarla ifade ediliyordu. Ha bire bir hareket, bir düşmesin bağırmasın stresi. Yordu ortamı. Düella da zaten bu yorulma ihtimali yüzünden sarmısaklı köftelere rağmen bize gelmedi.

Jelibon'la bağımızı kuvvetlendirici fiziksel kontak söz konusu değil. Kucağıma aldığımız saniye itiyor, tepiyor. Yere inmek, yürümek, kaçmak istiyor. Geçen gece uyandı bir ara bağırarak. Kalkıp kucağıma aldım. Başını omzuma dayadı. Mırıl mırıl yaptı. İnanılmazdı. Nadide bir an olduğundan adamı koymadım yatağına. Öyle tuttum dakikalarca. Öptüm. Kokladım doya doya.

Öğlen uykusuna yatmadğı için Jelibon gözünü ovdu durdu. Doktoru, sevmediği birisinin onu yatırmasını söyledi. O kişi de tahmin edebileceğiniz gibi ben oluyorum. Götürüp yatağına koydum. Bir saat boyunca bağırdı, uyumadı. O saatten sonra kaldırmak istemem. Bağırarak iş becerebileceğini sansın istemem. Ama annem ve Şövalye zorla odasına girip onu benden kurtarmaya çalışırken ben de yoruldum. Anneme göre çocuğu sinir hastası yapacaktım. Şövalye’ye göre psikopat. Oysa ben sadece kendi kendine uyusun, oynasın, yemek yiyebilsin istiyorum. Ona bağımsızlığını vermeye çalışıyorum. Elyan da zaten Anne Hafiyeler ve Şövalyeler yüzünden Türk çocuklarının asla uslu Batılı çocuklara benzemeyeceğini açık bir şekilde ifade etti.

Sonra Elyanlar akşama sinema sözü verip gittiler. Gidiş o gidiş. Biz de arkalarından bir daha bize hiç gelmeyeceklerini düşündük. Yani gelip ne yapsınlardı ki? Oturduk Jelibon. Kalktık Jelibon. Başka bir şeye odaklanılamadığından başka bir şey konuşulamadı. Elyan’ın çocuk konusundaki kuşkularını besledik sadece. Sosyal aktivitelerimiz de Şövalye'nin uçurtmalarına, müzelerine, festival ve sergilerine kaldı. Onun canına minnet tabii.   

4 yorum:

Adsız dedi ki...

yarım saatte bi beni arayıp uyandırmanızın mutlu ortam yüzünden olduğundan hiç şüphem yoktu zaten! yemezler:) 2 dk telde konuşurken arkadan gelen sesler bile, beni yuvarlandığım yumuşak koltukta huzursuz etmeye yetti. çocuk ortaokula başlayınca gelicem size korkarım:)

Gamlı Baykuş dedi ki...

Ay bunalıyorum ben artık çocuk yapmak konusunda şüpheleri korkuları olanlardan, çocukla boğuşurken kocaman gözlerle bakıp çok zor di mi diye soranlardan falan. Çocuk bu, yeni bir hayat, yeni bir insan. elbette binlerce adamsaat gerekecek.
Yeni hobi edinmiş bir arkadaş deniz akvaryumundan benim çocuğumdan bahsettiğimden daha çok bahsetti geçen gün. Ona ne diyelim yani?

Adsız dedi ki...

ya hiç de alakası yok, gelicez tabii ki yine ve her zaman !
sinamaya da gitmedik, evde yayıldık, onun için haber vermemiştik.
elyanın çocuk konusundaki kuşkularının kabardığı gerçek.
biz de koko'dan uzun-uzun bahsediyoruz, ama icabında 1 hafta bırakıp gidiyoruz. en iyisi kedi: keyfi bol, zorluğu yok.

Hafiye dedi ki...

Sen yap çocuğunu gecikmeden bak bizimkiyle oynar hem. Zor mor evet ama alışıyorsun işte ittir kaktır hayata.