Çarşamba, Haziran 13, 2007

Şövalyeli Günler

Geçen haftasonu sosyal kelebeklerdik. Nikahlar, düğünler, arkadaşlarla buluşmalar, mezunlar günleri, uhuu. Arada hatta bir doğumgünü partisini sattık bir başka ekibi de yüz üstü bıraktık. Çünkü artık cinnet geçiriyordum. Zaten iki haftadır birbiriyle alakasız üç destinasyona gitmiş gelmişim. Her bir bavulun ağzı ayrı açık. Birinden mayo sarkar öbüründen hırka, bir diğerinden koskocaman dosyalar. Ev desen 60 metrekare. Daha düğünden kalma pırıltılı ayakkabılar, firketeler ortada. Efendim, Şövalye söz vermiş. Havuz başındaki doğumgününe gidermişiz mezuniyete uğrayıp. İçine de giydi mayosunu. Poposuna bez bağlanmış gibi pofidik pofidik dolaşmakta. Hadi bir çanta yapayım madem, güneş yağı, mayosu, terliği, iki saat mezuniyet, iki saat de doğumgünü yapsak, yarım saat de arada yol yapsak diye hesaplıyordum ki gerçekten ama gerrrrçekten asabım bozuldu. Yeter, dedim. Ben evde oturucam. Hiiiç bir yere gitmiyorum.

Çok mu huysuzmuş bu bebito, dedi. Öptü kokladı. Çıkardı beni dışarı. Gitmeyiz doğumgününe, tamam, dedi. Almadım ben de yanıma bir şey. Ama mayo bezini çıkarmadı altından. Haşır huşur yanım sıra yürüdü. Mayosuz da olurmuş, yine bir saatçik de olsa doğumgününe gitme konusunu açmasın mı yolda? Bu adam kadar sakin sakin tutturuk yapan biri daha var mı acaba şu dünyada?

Şövalye’yle tanıştığımızdan beri 14 kilo aldı. Geçen yıl mezuniyet gününde onu 73 kilo gören bu yıl 87’lik haline şaşkın, merhaba’yı tamamlayamadan göbeğine kilitleniyorlardı. Moralimiz bozuldu elbet. Zaten annesi de oğluna zeytinyağlılar pişirmediğimi, onun yerine ayvalık tostu, ıslak hamburger ve muzlu rulo pasta yediğini öğrenince biraz ayar vermişti. Kolesterol ölçümleri de önerdi. Düğündeki lise ekürileri de almış kiloları ama onlar suçu evliliğe attılar. Lakin karıları hala çıtı pıtı. Erkekler mutluysa kilo alırmış. Ondanmış. Bizimkinin aslında ne kadar da şanslı bir mutlu olduğuna dair telkinler oldu. İyi oldu. Birinin ona zaman zaman benimle ne kadar mutlu olduğunu hatırlatması lazım.

Gün boyu köfte kokularına yenik düştüğünden eve dönerken kalbi sıkıştı. Yani aslında sadece heartburn oldu. Mide asidi şeysi. A, dedim kriz kapıda. Hemen bir tencere zeytinyağlı dahi olmayan yağsız tuzsuz fasulye, yağsız tavuk göğsü parçalarından ızgaralar yaptım, koydum. Hafta boyunca bunlar yenecek diye de ültimatom. Bir de tarttım. Yalnız şöyle bir şey var. Tartımın markası Sinbo. 19 YTL’ye aldığım bir şey. Koridorun dümdüz seramiklerinde 89 çıktı. Türk evlerine has dalgalı zeminler yaratan parkelerde ise 87 küsür. O 87’ye inandı. Ben 89’a. Hemen uzay mekiğine bindi. Ter atmaya başladı. Ben de bir koşu Özlem’e esemes attım. “Şövalye 89 kilo olmuş. Spora başladı. Hihihii” diye. Bu durumla çok eğleneceğini sandığım Özlem’den cevap gelmedi. Ertesi gün öğrendim ki Özlem’in telefonu bozulmuş. Bir sonraki gün yeni telefon almış, bana geldi. Telefonu şarj etmeden kullanamayacağını öğrenince sıkıntı bastı. Şarja bırakılmış telefonun ayarlarını mayarlarını Şövalye’ye yaptırırken bir anda cebimden Özlem’e mesajımın iletildiği notu gözüktü. Bir saniye sonra da Özlem’in yeni telefonundan mesaj sesi geldi. Yeni ayarlar şifresi esemesi aldığını sanan Özlem, Şövalye’ye mesajını okumasını söyledi. Herşey göz açıp kapayıncaya kadar oldu. Şövalye mesajı okudu:

“Şövalye 89 kilo olmuş. Spora başladı. Hihihii”

Sobenin bu kadarı. Önce aslında 87 kilo olduğunu iddia etti. Sonra da arkasından eğlendiğimize bozuldu. Kurtarılabilir bir durum değildi.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Komik wallahi... Aaa Sovalye, REJIM yap ayol, tasligini kaybetme! :)

Adsız dedi ki...

Iyi calisti, yahu hic yazamadim comment. Okuyorum... Bu arada this is Moguz Yangin, reporting from Wash, DC!

Cok opuldunuz, mucks, O!

rusen dedi ki...

Ah ha!! Cok super bu ya!

Tombiiis, sovalyee.. tombiss..

Ben pek bi zayifladim, rahatca baskalarina takilabilirim artik:)

Adsız dedi ki...

Bir aydir acilar icindeydim. Testlerde bir sey cikmiyor. Ne antibiyotikler verildi hastayim diye, gecmedi. Nihayet uzman doktora gittik. Kizim, sen hasta degilsin dedi. Vucudum asitli/eksi yemeklerden irrite oluyormus, "eksimis". Toktor hanim, bana acayip bir diyet verdi. Bir suru meyve, bir kac sebze, bir de seker yasaklandi. Yag, un, makarna serbest! Ben domatessiz, limonsuz, kahvesiz nasil yasarima mi yanayim, yag/un/sut urunlerinden olusan bir diyetin bana aldiracagi kilolarin yasina simdiden mi gireyim? Ahhhahhhah. Adanali'ya limon/domates/aci yeme diyenler kahrolsun. Verdim kendimi makarna, ekmek, peynir kombinasyonuna. Bir daha gorustugumuzde, ben 80 kilo olursam sasirmayiniz. Dak

Phil dedi ki...

Honey!

I must say your turkish is very good after living x amount of years in the US. You're almost a native speaker now!
Since I speak fluent Turkish now, and I am meeting with you guyz in July, I recommend that you should not get close to the 0.1 ton limit for human beings, as I do not want to be pictured with mediterranean whales during my gorgealicisous Turkey holiday.
I am afraid green peace will try to rescue the Knight; especially if he's on the beach!
:)
Phil
PS: I had to write "kqagy" for this comment to be posted. Is it really necessary for me to be "cocky" here?