Perşembe, Kasım 01, 2007

Küstüm

Yahu bir Amerika’ya gittim ya, direk nizama kaydı aklım. Buradaki herşeye daha bir hoyrat bakar oldum. Bunda pms’imin de, düğün hazırlıkları stresinin de, midemin ve medyanın gazının da etkisi var tabii. Eskiden bir gülümseme takıp dinlediğim saçmasapan diyalogları dinlemiyorum mesela. Yerine söyledikleri cümlelerdeki binbir çelişkiye parmak basıp konuyu orada yarım bırakıyorum. Yani bir yumaktan ne gibi bir selamet çıkabilir ki? Konuyu uzatmaya gerek yok. Mesela Amerikalıların iki buçuk milyon Iraklıyı öldürdüğünden başlıyor teorisini geliştirmeye. Yahu bu ülkenin nüfusu kaç ki, diyorum. Onda birini kıydılar mı yani? Üstelik -bildiğim kadarıyla- öyle halka tepeden bomba atma falan da yok. Dört buçuk yıldır ordalar deseeek, günde yaklaşık binbeşyüz Iraklı öldürülüyor yani orda. Ciddi bir kıyım. İki atom bombasında dahi ikiyüzbin ölmüştü. Orda zırt diyor zurna. Daha orda. En başında.

Amerikalıların Irak’ta olmasını ne destekledim ne ettim. Yine de mantıklı bir diyalog hasretim bu abartı katliam rakamını görmezden gelmeme engel olamaz. Tabii millet onu da yanlış anlayıp hazır orda yaşamışlığım da varken Amerikancı olduğumu düşünüp, bunu da ifadeleyip beni iyice şişirmekteler. Ben artık hırlıyorum valla. Gerzek diyaloglara kulaklarım tıkalı. Vaktim de yok. Ha, bu konuyu da 'asıl kendilerinin dibi karayken Ermeni tasarısını nasıl destekleyebilirler’e bağlayacakmış eleman. Yani artık savunmamızı böyle yapacaksak bizim başımıza daha çoook çoraplar örülür. Şövalye sosyal zekamın olmadığını iddia ediyor. Zaten ben de bayilerle samimi ortam yaratıp onlara mal satmıyorum. İçim yeterince şişik. Hem sözlük hem mecazen. Yeterin yahu. Hoydaa, bu da beni vatan haini ilan etti. Herkes etsin abi. Aman geyikmiş ne varmış, he hıı diyip bırakaymışım diyor Şövalye. Aylardır dinlemiyorum. Dinlemediğimi açıkça gösteriyorum da. İki satır yorum dahi yapmıyorum. Onların sosyal zekası varsa şayet kendilerini dinlemeyen adama yapışmazlar heralde ısrarla geyiğini gidersin diye. Alla allaaa...

Mantığın bittiği yerler de var ama. Mesela düğünüme en en en can kankalarım gelmiyor. Gelirler sanmıştım. Kendilerince var sebepleri ama ben onları duyamıyorum bile. Çünkü ben olsam iki saatliğine dahi giderdim dünyanın öbür ucuna. Daha önce yaptığım hareketlerdi bunlar. Kendi yapabileceklerimi başkalarından görmediğimde hayal kırıklıkları yaşamayayım diye kendi yapabileceklerimi indirmek gibi çözümlerden de çok mutsuz oluyorum. Ben kendi yapabileceklerimden ve yaptıklarımdan da mutlu olabiliyorum çünkü.

Düella beklentileri indirmekten bahsediyor. 'E yani, ne önemi var ki?' diyip beni kızdırıyor bir de üstüne. Hatta bu konuyu konuşmak, aslında dertleşmek için aradım onu. Ofisteydi. Müsait misin, dedim. Toplantıya gidicem, dedi. OK. Önemsiz zaten. Sonra konuşuruz, dedim. Yo yoo, söyle, dedi. Anlattım iki satırda. ‘Vay da benim işim var da. Senin bu salak gündeminle mi uğraşıcaz da hede höt’ yaptı. Gitti. E, ben önemsiz demiştim zaten.

Bir saat sonra aradı.

Düella: Küstük mü?
Hafiye: Yooo ama ben ‘önemsiz’ demiştim zaten. Sen dinlemek için ısrar ettin. Bir daha seni ofisinden aramıycam. Tam bir sayko oluyorsun işyerinde
Düella: (Nodüllü kahkahalar) Allahtan duygusuz bir kadınsın da alınmıyorsun. Bak bu duygusuzluğun bazen işe yarıyor.

Sonra lafladık işte. Beni geçen gün dolduruşa getiren kanka, düğünüme gelmeyen kanka, gerzek diyalog sahipleri, vs derken herkesle takışmışım. Nasılsa koca bulduğum için herkesle küsmek için doğru bir zamanmış. Dert etmeyeymişim.

Bu akşam iş dönüşü evine gittim. Köşede çingene çiçekçi vardı. Bütün sokak şahane kokuyordu. Şuna iki demet kır çiçeği kaptım. Herkesle küstüğüm için elinde kalan son kankaya yağ çekiyorum olarak algıladı bunu.

Manyak kadın.

8 yorum:

melontheroad dedi ki...

"Kendi yapabileceklerimi başkalarından görmediğimde hayal kırıklıkları yaşamayayım diye kendi yapabileceklerimi indirmek gibi çözümlerden de çok mutsuz oluyorum. Ben kendi yapabileceklerimden ve yaptıklarımdan da mutlu olabiliyorum çünkü."

YA SEN NE GÜZEL BİR İNSANSIN!!!

Herbert dedi ki...

"Mesela düğünüme en en en can kankalarım gelmiyor. Gelirler sanmıştım. Kendilerince var sebepleri ama ben onları duyamıyorum bile. Çünkü ben olsam iki saatliğine dahi giderdim dünyanın öbür ucuna. Daha önce yaptığım hareketlerdi bunlar."

kısmı hoşuma gitti benim de melo, ne tuhaf :)

demek bütün kankasal ilişkiler böyle

Adsız dedi ki...

hafiyecigim kendi kendine hirtlasip kusme. biz seni seviyoz. hem ben hala neden o aksamin sohbetinden ozlem yagdan kil ceker gibi siyrilirken olay benim basima patladi anlamadim.

ozlem soyle bana nasil siyrildin bu isten??

bak ben gelicem dugunune. davetliyim di mi?? dansedicez deliler gibi (literally). iciricez ozlem'i...
onur

OzlemPansiyon dedi ki...

valla ben sıyrılmak için bişey yapmadım. ertesi gün yandan çarklı yapacaksam düşüncelerimi zaten olanca netliği içinde açıklamaya ne gerek var?

herkese kendi kendine küsmüş, beni aramış. iki toplantımın ortasında beni meşgul etti diye ona bağırdım. bilmiyorum ne oldu, ertesi gün elinde çiçeklerle çıka geldi. sevmek böyle bir şey işte. affetmeye eğilimli olmak hali. çok şekerdi:)

son birkaç gündür üstünde bi mahsunluk var. arada aptal türkler üzerine atıp tutarken canavarlaşıyor ama genelde kedi gibi. pansiyon'un koltuğunda bile her an kaçacakmış gibi oturuyor.

tabii siz onun bu sevimli halini kaçırdınız. niye? çünkü şu an sadece benimle görüşüyor. malum ben nikah şahidi ve en birinci kankasıyım. kıskananlar çatlasın!:)

hırt özlem:)

Serendipity dedi ki...

ben kendimi düğüne davetli gibi sayıp, yeterince göbek atarak eğlencenin tavanına vuracağım sanırım...

lakin, başlangıçtaki Irak durumuna kayıtsız kalamazki insan. yarın (3 kasım)ankra'da bir miting olacak: hoop noluyoruz mitingi. ben orada olacağım ve sanıyorum hafiyenin düğününde atacağım göbekleri -gıyabında- abdi ipekçi, sıhhıye meydanında atacağım.
"bizi öldürmeyin kardeşim, pılınızı pırtınızı toplayıp gidin; zaten niye geldiniz ki?" diyeceğim. bir de hafiye ve şovalyeye mutluluklar dileyeceğim.

inadına aşk! durumu :)

Horatio dedi ki...

benim yapacağım yorumu melo yapmış. susup katılıyorum.

YouKnowWho dedi ki...

Ref: "Mesela düğünüme en en en can kankalarım gelmiyor. Gelirler sanmıştım. Kendilerince var sebepleri ama ben onları duyamıyorum bile. Çünkü ben olsam iki saatliğine dahi giderdim dünyanın öbür ucuna. Daha önce yaptığım hareketlerdi bunlar."

Bu paragrafa tek bir kelime diyecegim var; "hypocrisy". Boyle yaparsan gelecegi olan kankalarin da gelmezler Hafiye, FYI. Thanks very much for making the decision easy.

Adsız dedi ki...

Next time you get married, if there are critical people who you definitely need to be there for you, I recommend you do these:

1. Ask them if the date works for them (considering they live on the far side of the world and have work, school, etc. commitments)instead of making arrangements based on people who live in Istanbul anyway
2. If you're not going to consult them about the date, make sure you give them at least 6 months of notice
3. Do not tell them that you don't even care about this wedding thing anyway, the purpose is to make parents happy and you totally DO NOT expect them to come
4.Oh and, definitely do not publicly offend them through your blog.