Pazartesi, Temmuz 21, 2008

Pintilik Kardeşliği

Her bir araya geldiğimizde şu meşhur ev alma meselesi mutlaka açılır. En az yarım saat bundan bahsederiz, ama enn az yarım saat. Herkes ev almak ister ama ya semtine karar veremez ya büyüklüğüne. Ya fiyatların düşmesini bekler ya sene sonu primini. Bizim bir de Düella’yla yakın oturma zorunluluğumuz da var. Nedenini bilmiyorum. Öyle işte.

Dün akşam yine bu mesele açıldı. Bizim ne kadarlık bir ev almamızın uygun düşeceğini hesapladık hep beraber. Şu kadar para bankada var. Bu kadar para ailelerden yolunacak. O kadar da kredi alsak falan filan derken iyi bir şeyler çıkabiliyor ortaya. Rahatladık, inşallah, maşallah dedik.

Bizimki bitti, Düella’nınkini hesaplamaya geçtik. Kalem elimizde. Defterin yeni bir sayfasını açtık.

Hafiye: Şimdiii, bankada ne kadar paran var, Düella?
Düella: X lira
Hafiye: Yahu bir sene önce X-5000’di. Bir senede 5000 YTL’cik mi biriktirdin? Yuh
Düella: E, n’apiym, ya uff.

Düella’nın cebinde ya bir kara delik vardı ya da gerçekten bu işin içinde bir iş. Kara delik seyahatlerinde açılıyor, biliyorum. Senelerdir de diyorum. Önce inkar ediyor sonra da e-bunu-da-yapamayacaksam-niye-çalışıyorum’a bağlıyor.

İnkar ki ne biçim. Dedim yaz o zaman geçen yıl nerelere gittin, hadi bakiym. Senede iki kez Amerika bile zaten sadece uçak parasıyla 4000’e gelir. İki kez gitmiyormuş Amerika’ya. Euee, pasaportun nerde. İspatlayalım. Hem daha iki saat önce Nisan’da Vancouver’a gidelim beraber diyen kimdi? Sawyer da gidecekmiş hem toplanılırmış diye. Uflandı puflandı. Aylık harcamaları bir çıkardık ki seyahatine ayda kira kadar para gidiyor. Yine de o masraf kalemine neşter vurası yok. Onun yerine harcamalarının yüzde 1’ini bile oluşturmayan kuaför-bakım kalemini çiziyor.

Seyahat kadar kocaman bir diğer kalem ise dışarda yenen akşam yemekleri. Koko yeme, büfe ye, dedik. Evde ye, dedik. Zaten koko yemiyormuş ama işte koko da yese artık Yonc gibi yapacakmış. Benim bir suyum bir köftem var. Buyrun on iki buçuk lira diyip kaçacakmış. Yonc da ben de pintilikle zengin olmuşuz. O cömert gönlüyle evsiz barksız sokaklarda kalsa ona bakmazmışız da. Aman aman. Üzerine gittik ya hemen saldırdı.

Biraz zaman geçti, acıkmaya başladık. E, bu kadar lafın üstüne Namlı’dan sipariş verme
yelim. Evde makarna yiyelim, dedik. Pansiyonun kapağı açılmamış mutfak dolaplarında bir paket makarna bulduk. Buzdolabında da tarihi geçmiş olmasına rağmen nefasetini koruduğuna inandığımız bir makarna sosu. Ucuz akşam yemeğimizi yerken Şövalye’nin isim babalığını yaptığı Pintilik Kardeşliği oluşumunu başlattık. Bundan sonra haftaiçi her akşam birimizin evinde buluşup makarna yiyeceğiz. Motivasyonumuzun sürekliliği için her akşam farklı bir makarna sosu denenmesi şart. Bu oluşumdan Çıtır’ın henüz haberi yok ama onun da saflarımıza katılacağından eminiz.

18 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben o pintilik cabalarina giriseli bir ay oldu bile, alaya konu olmayayim diye alttan alttan gidiyorum. Yemegimi falan hep evde yemege basladim. Zaten yemek falan yapinca aman bozulacak, aman atilacak diye yemek zorunda kaldigimi farkettim. Makarnaya talim etmek yerine gelin aksamlari bana, bu aksam semizotu, mercimekli bulgur pilavi var.

Adsız dedi ki...

citirdi bu arada.

Hafiye dedi ki...

Yahu biz bir yandan da tembeliz diye makarna dedik. En kolay ve aynı zamanda en ucuz olan şey o. Ben de Düella da sadece konforumuza para harcıyoruz farkındaysan.
Ben severim bulgur da Şövalye yemez onu kesin. Dur bi bakalım. Konuşuruz.

Duella dedi ki...

ben bulgurun yanına cacık da olursa yerim :) hele bulgur pilavının içinde domates, biber filan varsa pek guzel olur.

yaşasın pintilik kardeşliğimiz!

CLTK dedi ki...

Super bir yazi olmus, cok begendim.

Duella dedi ki...

bu aksam yine makarna sirasi bana geldi. kosarak ciktim isten, alisveris yaptim, evi temizledim, kendimi paraladim dogru duzgun bi makarna yesinler diye. 3 saatim + 35 liram gitti (tabi gercek pintiler gibi haslanmis makarna ustune yogurt dokmedim. 10 domatesten, ozel karisimli sos yaptim. ustune kasar rendeledim. ustune tatli bile ikram ettim). kicimdan ter damladi. neden son yemegimi 5 yil once pisirdigimi hatirladim, iyi oldu:)

yok arkadas yoook! bu is boyle olmicak. pintilik kardesligi bitmistir! ama yarin gelip hakkim olan yemegi yedikte sonra:)

Adsız dedi ki...

Düella, Namlı'dan lahmacun siparişi versen daha az yorulurdun ve aynı paraya aynı karbonhidratları yemiş olurdunuz. :)

Hafiye dedi ki...

Bi kere bi insan evladı hem pinti hem tembel hem de gurme olamaz. Bu üçünün aynı anda en çok ikisi olabilir. Düella hem tembel hem gurme hem de pintiliğe kastı dün. Sonuçta o kadar bağırdı ki üç saati gitti diye sinirler laçkaladı. Gurmeliği bırakıp tembelliğe devam edecekti ki bu da makarnaya yoğurdu boca etmekle pek mümkündü.

Onun kadar ben de mutsuz oldum çünkü ben de mecburen yedim makarnadan. Ben KEPEKLİ makarna yerim sadece sağlık icabı mesela ama Düella korkumdan pısıp yedim o beyaz makarnayı. Lezzetliydi allah için.

Adsız dedi ki...

Hem tembel hem prenses hem de dümbelek olmasam, 35 yetele ile dört kişilik bir aile neler yiyebilir sorusuna döküm arardım. 1,5 kilo et, bir çuval patates, 5 kilo pirinç gibi....

Ne demişler "İslam'ın şartı beş, altıncısı haddini bilmek". Bir adet ekmek kaç lira onu bile bilmediğim için haddimi biliyor ve susuyorum.

Adsız dedi ki...

Bu arada, haddimi bilmekle beraber "döküm aramak" nedir bunu şimdi çıkartamadım. En azından "dökümünü çıkartırdım" deseymişim bari.

Hafiye dedi ki...

Şekerim zaten 35 ytl harcadık makarna yedik. Neden? Şu ismini telaffuz edemediğim koko İtalyan antin kuntin makarnalardan yedik bir kere. Domatesler organik, vine salkımlarından, kabukları soymak adı altında yarısı çöpe doğrandı. Sosuna rendelenen peynir de yine öyle Fransız esintili bir zımbırtı. Yani nasıl bir lahana turşusuydu nasıl bir perhizdi ben de anlamadım.

Duella dedi ki...

o kadar emindim ki şu kepekli makarnanın gündeme geleceğinden:)

neyse ucuz atlattık geceyi. sonra hızımı alamadım 3 saat de mutfak temizledim. özetle, yaşasın namlı!

Hafiye dedi ki...

Hayır dedim. Namlı yasak.
Ben eve dönünceye kadar bir meyve falan ye. Sana donmuş Banvit piliç kebaplarından yediricem. Yanına da domates dilimleri. 3 dakika sürüyor.

Sawyer dedi ki...

nisan'da Vancouver'a gelin ama! Ordada makarna var merak etmeyin :)

Adsız dedi ki...

"Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" :)

Hafiye, ketçap şişelerine su katıp Düella'ya ev peşinatı çıkartma peşinde; Sawyer, Düella'yı Vancouver'da miso encrusted yellow fin tuna yemeğe davet ediyor..

Bu indirgemeci zihniyet sorar: Sawyer'ın Düella'yla daha yakın olduğunu iddia edebilir miyiz?

Ruty dedi ki...

ah haa..

1. Isimsizin son yorumuna cok guldum:).. Simdi ben Hafiye ile cok yakin olduguma gore pinti ve non-gurme bir insan miyim?

2. Evde yemek pisirmek hic de ucuz degil valla, ozellikle Istanbul gibi disarda ucuz yemek opsiyonu bol olan yerde.. Hem efor, hem tomarla para dokuyorum ben.. Her bir Whole Foods turu minimum $100. Diyeceksin ki git Safeway'den alisveris yap, o da bozar bizim raconu:) Bir de yemek pisince temizlik sefasi.. of off..

Ben ev yemegini ucuz oldugu icin degil de cok daha lezzetli, temiz ve saglikli oldugu icin seviyorum.

Soylemesi ayip, evvelsi gun nefis bir panang kori yapmisim.. 5 tane Asian store'a gittim malzemeleri toplamak icin ama degdi valla:)

3. Hafiye, pintilik kardesligini anladik da, bizim senle Southbeach kardesligimize noluyor bu arada? Lutfen keselim o makarnalari falan; kepekli mepekli de anlamam, nerden baksan 30 gram karb var icinde.

Kubilay dedi ki...

resimdeki makarnalari siz mi siraya dizdiniz?

Kub dedi ki...

arti ilave etmek isterim ki makarnain icindeki karb ile namlinin kebabindaki karb farkli benim bidigim kadariyla. (Hafiye tabii bunlari daha iyi bilir...)

su yaz gununde bence en iyisi o domateslerle bir coban salata yapin ustune de beyaz paynir falan hem daha gurme hem daha ucuz hem daha leziz hem daha kolay hem de daha saglikli...