Pazartesi, Şubat 02, 2009

Amerikan Noteri

New York Türk Konsolosluğu’na süresi uzatılsın diye yolladığım pasaportumu kaybetmişlerdi sağolsunlar. Bu ta 2002’de falan oldu. O aralar bir dünya foruma, email grubuna konuyla alakalı nefret mesajları yollamıştım. Konuyu deştikçe kızgınlığım arttığından son kertede konunun başı kıçı kalmamış, sadece hezeyandan ibaret olmuştu mesajlarım.

Pasaportu teslim almadık, dediler. UPS, Mehmet Özcan isimli kişinin zarfımı teslim aldığına dair imzalı belgesini çıkardı.

Özcan’a her gün yüzlerce posta geliyor. Sizinkini UPS vermemiştir geri kalanlarla bir pakete imza atmıştır, dediler. UPS, bu iddiaya karşılık o gün sadece ve sadece benim zarfımın taraflarından konsolosluğa iletildiğine dair raporlar çıkardı.

Bunun üzerine bu binada bizden başka Katar Emirliği de var. Onların postasına karışmıştır, dediler. Katar Emirliği’ni de arayarak bayağı taciz ettim. Onlardan da çıkmadı.

Sonunda bana bedavadan yeni pasaport çıkardılar. Derdim pasaportun parası ve yenisinin çıkması da değildi elbet. Pasaportun içindeki vizeleri çalışma izinlerini falan yeniden çıkarmaktaki badirelere duyulan isteksizlikti.

Bana dediler ki noterden tasdikli nüfus cüzdanı örneği yollayın.

Amerika’da noter duymamışım o tarihe kadar. Ev almışım, iki kez araba almışım. Ama bu nispeten bu büyük alışverişlere dahi hiç noter karışmamış. Noter ofisi falan da görmemişim.

Sahi, bu memlekette noter yok mu, oldum.

Gugılladım. Notary, Atlanta diye. Yüzlerce isim, Mail Boxes Etc adresi döküldü. Bu yüzlerce noterlik hali de beni kuşkulandırdı. Acaba hepsi aynı kifayette mi ki diye düşündüm.Bizim departmanın sekreterine sormaya karar verdim.

Lauracım, dedim. Durum böyle böyle. Benim nüfus cüzdanımın fotokopisinin aslında gerçeğinin aynı olduğuna dair bir damga lazım noterden. Buna uygun en yakın noter nerdedir, dedim.

Ay, canım dur ben basıveriym. Ben noterim, dedi. Çekmecesini açtı. Kalemleri, tutkalları, ataşları biraz sağa sola ittirerek zımbaya benzer bir soğuk damga aleti çıkardı. Kağıdı kıstırıp presledi. İşlemim tamamdı.

Para mara da almadı. Belgenin Türkçe olması da onu enterese etmedi. Zira nüfus cüzdanımın fotokopisi olduğunu görebiliyordu.

Meğersem 18 yaşının üstündeysen, sabıkan yoksa ve İngilizce okuma yazma biliyorsan bir başvuru formu doldurup 30 dolar da yatırdın mı noter oluyormuşsun memlekette. Her bir damgaladığın belge için de 2 dolar civarı bir para alıyormuşsun. Ekstra şahitlik gereken durumlarda da maksimum 4 dolar alabilirmişsin.

Adamların olayı mantıklı. Yani noter dediğinin işsel anlamda yaptığı ne ki zaten? Okuma yazma bilsin, gözleri görsün yeter. Oysa Türkiye’de noterlikten trilyoner olabilirsiniz gayet.

Düşündüm de Türkiye'de de herkese noterlik yolu açılsa sahte belgeciliğin şahıyken şahbazı da olurduk. Kesin.

6 yorum:

Çok sinirli bir dümbelek dedi ki...

Hafiye,

Noterler Birliği karar çıkarttıracak, bak Blogger'ı da kapattıracaksın, blog'una da yazık edeceksin. :)

Benden söylemesi, demedi deme....

Sevgiler,

yok ki dedi ki...

Benim kafam karisti. Sen Turkiye'de degil miydin? Atlanta'da miydin, bu 2002lerden kalan hikayenin devami mi? Yoksa komsuyuz biz!

Hafiye dedi ki...

Türkiye'deyim. Bu eski hikaye.
Geçenlerde yine noterlik bir işimiz oldu da. Abi boş sayfalara baktı ve 800 liramızı aldı. Ondan gocundum da aklıma geldi, yazdım.

yok ki dedi ki...

Ben de sevinmistim! Bana kalsa tum arkadaslarim, onlar da yetmez tum blogunu akip ettigim insanlar yakinimda olsun. Sanirim bu da benim gurbetci gocuntum.
800 lira cokmus sahiden de.

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

hafiye o kadar kolay degil noter olmak, sinava giriyorsun, ve bir suru hukuki sey ezberlemen gerekiyor..:-))

Adsız dedi ki...

TR'de notere verdigin paranin %80'i falan dogrudan vergi. Devlete sov, notere degil.

ABD'de bizim mrkette kosede oturan bir kiz vardi, o noterlik yapiyordu beles.

Almanya'da noterler super. Evragin ustune altin rengi damga ve kirmizi renkli kurdele konduruyorlar. Celenk gibi. Tabii, noter bul bulabilirsen. DAK