Çarşamba, Nisan 12, 2006

Amerikan Güzelliği

Filme neden 'American Beauty' dediklerini merak ettim. Filmde Lester'in (Kevin Spacey) Angela'yi (Mena Suvari) yapraklariyla kapladigi gulun ismi 'American Beauty'ymis. Sozluk anlamina filmden boyle bir gonderme yapilmis. Mecazen, disardan mukemmel gozuken hayatlarin icyuzundeki umutsuzluk, hayal kirikligi, yalnizlik ve mutsuzluk anlamini cikardim ben.

Amerika da boyle bir yer zaten. Sabahlari muntazam ve konforlu evinden cikip tertemiz bahcenden gecip rahatlikla satin alabildigin luks arabana binersin. Asla camur ve toz tutmayan agacli, cicekli pufurdek yollardan kaymak gibi akarak isine gidersin. Rutindir isin. Bazen krizler ciksa da insan arizasi yasamazsin. Taslar oturur. Sorunlar cozuluverir. Lakin, Amerikan guzelligi ciladir, kesif yalnizliginin ve naifliginin uzerine cekilir. Cilaya karisamadiysan vay haline. Disardan bakan herkes piriltina hayran kalir. Aksamlari muntazam evindeki rahatin icine girerken bu resmi bu kadar guzel tutmaya neden mecbur oldugunu anlamadigindan solucanlar yer icini kitir kitir. O solucanlar beyninin ve kalbinin etleriyle beslendikce kaybedersin. Zira sarki da soyler ya karismadiysan kahrolursun diye:

ya disindasindir cemberin
ya da icinde yer alacaksin
kendin icindeyken
kafan disindaysa
çaresi yok kardeşim

her akşam böyle içip kederlenip
mutsuz olacaksın
meyhane masalarında kahrolacaksın

Obsesif kompulsif bir hayattir bu. Gunde 16 saat evini temizleyen temizlik hastasi bir ev hanimi gibi adeta. Devamli bir yerleri ovusturan, parlatan. Her toz tanesi omrunden bir sene goturen biri gibi tutmaya calismak bu hayati. Jilet gibi duzgun. Milimetrik detaylari ince. Olabildigine guzel olmaya mecbur olma hastaligi.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

This is your life and it's ending one minute at a time.

Tyler, the orher half

Adsız dedi ki...

On a long enough timeline, life expectancy of everyone drops to zero.

Jack, the half.

Adsız dedi ki...

Jack's nipple

Onur dedi ki...

Bazen gorunurun arkasindakiler o kadar buyur ki abuk, ufak gorunen basit bir sebep kirilma noktasi olabilir. 'Hours'u seyretmis miydin? Orada kocasi icin hazirlamaya calistigi pastasi tam istedigi gibi olmayan kadinin intihar etmeye yeltenmesi gibi...

Hafiye dedi ki...

Hours'u filmi cekilmeden cok once okumus bir insanim da. Hatta da hatirlarsan senle birlikte almistim romani. Hani sen daha Amerika'da MBA bakiniyordun da bana ugramistin. Atlanta'da kalmistin ya 2 gun. Senle aksam Barnes&Noble'a gitmistik bir aksam. O zaman iste. Her nedense bende kitabin iceriginin yanisira onu aldigim gun ve o gunun hisleri de anilarima katiliyor.

Okuyunca daha cok anliyorsun arkasindaki sebepleri. O kitabin filmi nasil cekildi, ben anlamadim zaten. Hissi debelenmeleri nasil yansitabilirsin ki goruntuye? Yine de cok iyi olmus. Basarmislar.