Salı, Nisan 11, 2006

Taksi Muhabbetleri - Rio

"Cok gezen mi bilir, cok okuyan mi?" diye bir ortaokul münazara konusu vardir ya. Bu tip seyler icin "duruma gore degisir" der gecersin. O durumlardan birini bizzat yasadigim Rio'ya cevirmek istiyorum Hafiye'yi. Cok okuyan ansiklopedik bilgi edinirken cok gezen ariza edinir. Dunyanin en deli soforleri Sariyer-Taksim hattinda degilmis. Bunu ogrendim, mesela.

Geldigimizden beri ne zaman bir araca binsem yüregim agzimda ve olasi bir kazaya karsi ellerim kafami kucaklamis halde seyahat etmekteyim. Geyigine kanka bizi bir otobuse de bindirdi tecrube olsun diye. Otobüsün her ani freninde, her hasin vites degisiminde koltuklardan en az bes yolcu koridora dusuyor. Sonra kalkmak icin debeleniyorlar zelzeleli otobüste. Kanka buna guluyor. Bir cesit eglence edinmis kendine dokuz aydir memleket yaptigi yerde. Yerde debelenen kalabaliga karismamak icin parmaklarim morarana kadar kavramisim onumdeki demiri. Dualarla bu eglencenin sona ermesini bekliyorum. Yolun ortasinda uzerlerinden arabalar gecmis, kanlar icinde yere serilmis birkac adam da gordum. Baslarinda bazen birkac kisi oluyor. Yardim mi bekliyorlar, anlasilmiyor. Ben bakamam boyle seylere. Sag yanimizda bir milyon insan zevk-u sefa icinde yari ciplak gunesleniyordu. Yani basimizda bikinili, speedolu, tas vücutlu insanlar spor yapiyordu. Sol yanimizda favellar'dan uzerimize camasirlar, yikik catilar dusecek gibi egiliyordu. Eglenemedim trafikte. Kankaya da cinnet yaptim. Indik. Catherine'le bulustuk. Hala uykulu gozleri. Geldigimizden beri uyuyor.

Donus vakti kanka bildigi bir taksi duragindan taksiciye emanet ediyor Catherine'le beni. Havaalani uzak sehre. Ucagimiz da geceyarisi kalkiyor. Catherine taksiye biner binmez uyuyor. Taksicide duzgun bir Ingilizce var. Muhabbete basliyoruz. Severim taksici sohbetini ama bu adam ha bire futbol konusuyor. Ben de bilmedigim karanlik yollardan bizi goturen bu adama muhabbette kusur etmemeye calisiyorum.

Taksici: Iki tane cocuk var elimde. Biri askerde, cikacak birkac aya. Digeri burda. Harika futbol oynuyorlar. Cok gelecek var onlarda.
Hafiye: Yaa, ne iyi. Hayirlisi
Taksici: Aslinda, soylemiycektim ama, hadi tamam. Bunlar benim ogullarim. Kendi ogullarim diye demiyorum ama harika futbolcular.
Hafiye: Ne hos, ne mutlu
Taksici: Diyorum ki, sana ben bunlarin videosunu yollasam. Sen bu cocuklari pazarlasan sizin mahallenin takimina?
Hafiye: ??? Beyefendi, Amerika'da mahalle takimi yok. Olsa da bilmem ben. Zerre anlamam futboldan.
Taksici: Olmaz mi? Her mahallenin takimi vardir illa ki.

Once ısrarla yok, dedim. Sonra ısrarımdan vazgeçtim. Gotursun de bizi alana sag salim. Tamam dedim, bakicam. Alana yaklastik. Taksimetre 30 Real tuttu. 50 uzattim. Ustu yok, dedi. Para ustu kesin var. Her bindigimiz taksi aynı ayagı yapiyor. Yeter, aaa, oldum. Sinir oldum adama. Geri koydum parayi cebime. İyi ,o zaman, gel benle icerde bozdururuz, dedim. 6 dolar icin ne sekiller yapiyorum. Gicik olmusum bir kere. O sirada Catherine leylasi uyandi. Bagajdan bavulunu alirken adama parayi vermesin mi? Parayi alan sofor, pirr, kayboldu. Catherine'e cinnet yaptim. Hadi, allasen, gidelim, dedi.

Check-in'imizi yaptik, tam guvenlikten geciyoruz, polis elime bir kagit tutusturdu. Kagitta telefon numaralari vardi. Parmagiyla otede bana el sallayarak bagiran taksi soforunu gosterdi: MAHALLE TAKIMINA SOYLE, BU NUMARAYI ARASINLAAAAR!!! Seytan dedi atla siradan, cik, yapis bogazina. 20 REAL'imi GERI VEEEER. ALCAAAAAK.

Catherine ittirdi. "Yürü," dedi, "Yürüüüü. Ucagi kaciricaz. Biktim her gittigimiz yerde ahaliyle kapismandan"

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sen verdin mi bakiim adamin numarasini Symrna mahalle takimina? Onu soyle.

Bir de Nepal maceralarini dinle sevgilimin. Daha acayip bir yolculuk hikayesi hayatimda duymadim. Anlatirim ben sana, onu da yazarsin buraya. Aysudak

Hafiye dedi ki...

Ne o? Sen de Ayse Arman gibi kocaya 'sevgilim' diyenlerden misin? Biz bile karizma bozmamak icin 'sevgili' demiyoruz, 'manita' diyoruz be.

Adsız dedi ki...

Ne yapayim? Alisamadim koca demeye. Yillardir sevgilimdi yani. Manita falan da demedim ki ben hic. Cok guzel bir kelime degil mi - sevgili? Sevgili yani, evli de olsan,olmasan da.

OzlemPansiyon dedi ki...

Aynı muhabbeti birkaç gün önce Mutlu ile yaptık.

Onun da siniri o kadar bozulmustu ki taksici muhabbetinden; bir ara TR'den göç etmekten bile bahseder hala geldi:)

Fakirlik insani cino ve acgozlu yapiyor sanirim.