Cuma, Nisan 14, 2006

Taksi Sohbetleri - Helsinki

Omrumde gordugum en sessiz millet olan Finlilerle tabii ki sohbet de edilmediginden ariza da cikmiyor. Karlar tasa topraga degil de Finlilerin ses tellerine dusuyor sanki. Restorana giriyorsunuz hinca hinc, catal bicak sesi bile olmadigi gibi fonda tatli bir yemek muzigi bile yok. Muzeye gidiyorsunuz, kapida bilet icin beklesiyorsunuz. Yuz adet 10 yasinda ilkokul veletini toplanmis goruyorsunuz. Baslarinda ogretmenleri muze gezecekler ders niyetine. Bir fisilti dahi duyulmuyor. Ben ilkokuldayken Istiklal Marsi soylenirken bile - ki kiprasirsak carpilacagimiz iddia edilirdi- illa bir itis kakis, bir nara, ne bileyim bir ciyaklama olsun duyulurdu. Kendimizi boyle ifade ederdik. Bu sessizlik bana acikli bir feryattan daha dokunakli geldi. Ilk kez kendimi bir yerde silme yabanci hissettim. Disari cikip ahaliye karismak yerine otel penceresinde oturup disariyi seyredisim Lost in Translation filminin yeniden cekimiydi sanki. Bunda sogugun da etkisi vardi tabii. Ahali bagrina basmiyor, soguk da cok fena canimi yakiyor, bari kendimle eglenmek icin 'karlar duser/duser duser aglarim' diye sarkilayarak dolandim sehirde. Tabii bu bes dakikada bir kendimi bir dukkana atip isinma molasi vermeme engel olamadi. Ne 'Yaylalar' ne de 'Eye of the Tiger' aciya tahammulu bu cografyada gereken seviyeye yukseltemez. Ha, bir de bunu oranin baharinda yaptim. Ne gunduzler kisacikti ne de hava sicakligi en dipteydi. En kotuye sahit etmedi Mevlam beni.

Donus ucagim sabah 6'da oldugu icin gecenin ucunde bir taksi cagrildi, bindik. Sofor, kadin. Bu ulkede tir soforunden sokak copcusune, politikadan jet pilotluguna kadar erkek egemen her iste kadinlar calisiyor zaten. Erkekler evde cocuk bakiyor. Finli erkekler degil ama, onlar ne yapar bilmiyorum. Zira kadinlar hep Ortadogulu, Akdenizli adamlarla evli. Belki de cazgır tayfa evlere kapatıldığı icin ya da belki de çeneleri donduğu için ortalık bu kadar sessiz. Bu son 20-25 senenin hikayesi oldugu icin yeni nesil sari kafa da degil, artik yari Akdeniz genleriyle kumrallasmislar.

Yol boyu biz konustuk sakin sakin. Sofor Abla isine bakti. Havaalanina vardigimizda taksimetreyi gorebilmek icin one dogru egilirken "Ne kadar tuttu acaba?" dedim. Abla arkasina donup "Yirmiyedi bucuk Euro," dedi. Turkce dedi! Fesim uctu! Allahtan kadina kil olup bir sey dememistim rahat rahat, Turkce Turkce. Hos, yine de bir tepki verecegini sanmazdim ya.

Esi Turkmus. Marmaris'ten almis. Ulkede 'Marmaris Damatlari' diye adlandirilan bir kavram var. Turk erkeklerinin %90'i guneydeki tatilci yerlerinden devsirme garson. Turksen ve erkeksen 'Marmarisli misin?' diye soruyorlar illa ki.

Heyt be. Yurdum erkegi Turkiye'de karisina geceleri taksi soforlugu yaptirir mi be? Evden uzakta yargilar da uzamakta galiba.

7 yorum:

Adsız dedi ki...

HeLLsinki Episode 1
-Hiiiiii....Where are you from ?
-Turkey
- Ohhh shit country

---------------------------

HeLLsinki Episode 2

- Hiii.. Where are you from ?
- Turkey
- hmmmm. My mom told me that I should not talk to Turkish guys. Byee...

Onur dedi ki...

Bu Marmaris damatlarindan bir iki tanesiyle askerde tanismistim. Bir tanesi garsonluk yaparken tanismis kizla. Cikinca gidip evlenicem diyordu. Nasil konusuyorlar, nece anlasiyorlar anlamamistim. Bizden ufak ufak Ingilizce ogreniyordu.

Digeri yillar once gecmis o yollardan turistlere yonelik parasutculuk benzeri bir takim aktiviteler duzenlerken tanistigi birinin yanina kalkip gitmis Ingiltere'ye. Sonra ondan ayrilmis ama yurtdisinda kalip vatandas olmayi becermis bir sekilde.

Turk erkeklerinde var birseyler :) Duzenli bir ihrac durumu...

OzlemPansiyon dedi ki...

Ben Marmaris damadi bilmem, gayet Finli damat tanidim Turkiye'de. Sevgilisinin pesinden Turkiye'ye gelmisti. Seker cocuktu. Benim H.üstü'ndeki duvarlari kuflu evimde bile yasamayi becerdi. Bir keresinde cay getirirken bana (bakiniz o yillarda da misafirlerim kaderi benzermis) tuz da getirmisti yaninda. O kadar tuzlu yiyormusum ki, kesin caya da tuz atarmisim:)

Severim Finlileri.

kubilay dedi ki...

hafiye celebi,
son bir haftada Rio, Atina ve Helsinki'ye mi gittin? diye dallama bir soru sorayim.

Benim de istanbul'da eminonu'nden sultanahmet'e cikarken bir taksi muhabbetim var birkac yil oncesinden.

kisaca olay su: adam sultanahmet'e vardigimizda bir taksimetre hamlesiyle fiyati 40'a katladi 2.5'dan 80 kusur milyona. Ben hesap 80 milyon mu tuttu diye anlamli anlamli sorunca da yok abi bu boyle cildiriyor bazen hesap 8 milyon ver yeter dedi...

Ben bozuk olmadigi icin ve 3 milyon verip de ustunu alamamak ve yine kendini kotu hissetmek oldugu icin 2 milyon verip ciktim... Tabii 'delikanli' sofor kardesim bu arada bana 'paran yoksa hic verme' muhabbeti cekiyor... Param var da sana yedirmek icin degil.

hani yurtdisindan geldiysek illaki kazik yemek hosumuza gidiyor demek mi oluyor taksici arkadaslarimiz icin, insan merak ediyor...

Adsız dedi ki...

Bir taksi soforu erkeklere nasil davranmamiz gerektigini anlatti. Sevisecek kadin rimel surmemeliymis. Sabah kalkinca akiyormus makyaji, igrenc gorunuyormus, soguyormus adam. Her turlu makyaj kotuymus, ama rimel var ya rimel, en kotusu imis. Arabada 4-5 kiz, alik alik dinledik.

Bir defa Fulya'da taksi soforu yol catallaninca sordu. Hangi yoldan gidelim abla? Saga don dedim (daha kisa elbette). Herif gayet sakin sola dondu. Hala cozemedim.

Bir defa ben eve giderken yol boyu aslinda parasi oldugunu, okudugunu vs. anlatip, bana numarani ver, cikalim diye tutturdu. Arka koltukta sizmis arkadasim boylu boyunca uzanmis. Mecburen one oturmusum. Mahalleye gelince evimden uzak bir noktada kendimi zor attim disari.

Ama en komigi bir arkadasim otostop yaparken duran ve para almayacagim, ben de oraya gdiyorum diyen taksici. Yol boyunca (sehirler arasi), sarki soyleyip, tut su direksiyonu bir diyerek, sehirlerarasi yolda direksiyonu -araba kullanmayi bilmeyen- arkadasimin eline tutusturup, on koltuktan arkaya takla atan ve akabinde araba kullanirken bir suru akrobatik hareket ve sov yapan sofor. Sonra da arkadasimi oto sanayiye birakip, bir arkadasina teslim etmis. Bu kizlar sag salim varsin gidecekleri yere diye. Bir delilik ve iyi niyet yumagi.

E tabii bu da getiriyor bizi otostop hikayelerine, orada birakayim. Aysudak

Hafiye dedi ki...

Kupkup, bu yazdiklarim eski anilar. Etliye sutluye karismadigim gunlerde ani birikimimizi cikariyoruz meydane. Geliyom yanina haftasonu, one gore. Capon soforleri de anlatiriz artikin.

Muz dedi ki...

Koptum!