Salı, Mayıs 01, 2007

Toplumun Kutupları

Pürüzü az bir taşa popomu koymamla telefonum çaldı. Abdullah Gül Cumbaba adayı olmuş haberi geliyor memleketten. Bu çöllü vadinin dibinde ulaşılır olmanın iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar veremedim. Bir yanım 'e, yaaani?' diyor, öbür yanım durum değerlendirmesi yapıyor. Yani. Tayyip'e kıyasla daha efendi şimdi. Ananı mananı diye hırt hırt konuşmuyor. Dil biliyor. Özleri aynı, tarzları farklı denebilir mi? Denir heralde. Tipik bir müzakere ya da pazarlık sahnesi nostaljisine sebep bu bana. Fransızlara da derdik ki şu şöyle olsun. Aslında kendi istediklerinden çok da farklı olmayan ama çok hafiiiif bir ton farkı olan bir şeyle çıkarlardı karşılığında ilk etapta. Gerisi tartış tartış tartış allah tartış. Hep ortada buluşulurdu ama illa ki. Da bu işin ortası var mıdır? İki kutba yapıştı cemiyet. Ilıman iklimlerde kimsecikler yok. Ben mesela. Alenen aradayım. Cumana olabilirim o zaman.
***********
Çağlayan'daki mitinge Şövalye'yi uğurlamadan önce televizyondan görüntüleri, yorumları aldık. Mikrofonlar uzanıyor. Neden burdasınız, diye soruyor muhabirler. Türbanlıları sevmiyoruuuuz'dan darbe şakşakçılığına uzanan cevaplar. Bayraklar da onların. Kendine demokratların. Cevaplar geldikçe içim kaynayıp köpürüyor, nihayet buharlaşıp yok oluyor. Yok yani. İçim yok artık benim. Teneke Adam oldum. Onda bile bir kalp bulmuşlardı galiba. Bende o da yok.
***********
Şövalye mitingden sloganları esemesledi. Hepsi çok eğlenceliydi.
Mitingi canlı yayınlamayan 'bir kısım medya'ya kızılmış: "Tayyip alana, Aydın Doğan bedava".
Ankara'daki mitinge katılımcı sayısının abartıldığını söyleyen Erdoğan'a kızılmış: "Tayyip baksana, kaç kişiyiz saysana"
Çarşı ekibi de bütün şaklabanlığıyla katılmış: "Laik Türkiye, şampiyon Beşiktaş".
Yüzbinlerce kişinin aynı ortamda bulunmasından baz istasyonları cep telefonu trafiğini kaldıramamış. Hatlar düşmemiş. Komplo teorisyenleri bunu AKP'den bilmiş. Çok şeker. Her havayolu Cumartesi günleri frekans azaltır ama yoo, Ankara'ya gidememeleri için AKP seferleri kaldırtmıştı geçen sefer. (Ama talep varsa zırt diye bulurlarmış uçağı diye karşı da çıktılardı bu yoruma. Talep organize miymiş? 200 kişi bir araya gelip, parasını çatır çatır sayıp bize uçak kiralar mısınız, demiş mi? Hiç sanmam)
***********
Akşam haberlerinde mitingi düzenleyen modern Türk hanımlarından biri ağlamaklı şiirli sesiyle Çağlayan'daki modern Türklerle gurur duydu. Ona da sordular neden orda olduklarını. Toplanma misyonları bayağı ama bayağı bir kapsamlıydı. Ekonomik gelişimden, kardeşliğe, teknolojiden barışa...herşey için toplanmışlarmış. Misyon buyduysa başörtülüsü de, askeri de, porno yıldızı da, Kızılderilisi de, Afrikalısı da katılmalıydı bu mitinge. Ya şu Türkler bir kere de ne olur ama çok rica ediyorum ne olur, neyi niye yaptıklarını, misyonlarını, hedeflerini, yöntemlerini bir dağıtmadan, tam isabetten anlatabilir mi? Allerji oldum valla.
***********
Mitinge zaten gitmeyecektim. Çünkü bana ters gelen bir şey yok. Seçim, aday, oy, herşey ama herşey meşru. Ha, seçim yöntemleri doğru mudur, mantıklı mıdır, böyle mi olmalıdır, tartışalım, düzeltelim. Ama 'as is', herşey meş-ruuuu. Bölücülüklerinden korkulup kimi partiler meclise sokulmasın diye barajlar kondu. Meclisin temsil oranı o yüzden böyle modern Türklere ters geldi. Yazın yediğimiz hurmalar, kışın bir tarafımızı tırmaladı işte. Bu tırmalamalardan bir ders çıkardığımızı sanmayın. Şimdi de şeriatten korkup başka engelleyici anti-demokratik düzenlemeler isteniyor. Kardeşim, korkunun ecele faydası yooook. Ondan kork, şu engeli çıkar, bundan kork bu engeli. Engeller demokratik değil bir kere. Demokrasi bize göre olmasa bile özüne insek bari sorunların. Bantlar yapıştırmak tedavi etmiyor, yaranın üstünü kapatıyor sadece. Çareler tükenmez ama yara bantları çare değiiil.
***********
Hem var ya aslında bütün miting alanının derdi uluslararası platformlarda first lady'nin türbanlı görüntüsünden duyulan oryantal eziklikten başka bir şey değil. Yarın first lady adayı başını açsa valla problem kalmayacak. Bu kadar içi boş bir gerginlik yaşıyoruz. Darbe olacağına başörtülü first lady'm olsun yahu. Bana ne kadının ne giydiğinden. Bana darbe daha utanç verici geliyor.
***********
Bana da Türklük bulaştı. Bir toparlayamadım.
Çok da hırtım ayrıca. Sakın bana 'sen bişiy yap o zaman' demeyin. Isırırım.

5 yorum:

alex dedi ki...

sana da yarin bir basini kapa, cok iyi ortmemisin yuru karakola bi kotekleyelim desinler, solugu artik toronto'da mi alirsin, "gone with the wind" atlanta'da mi tartisilir! ne bu rahatlik anlamadim? demokratik olalim diye ordu kotek vursun diyen yok ama, habire oramiza buramiza sokusturulan turban'dan da gina geldi artik yaw! ananemi ozledim ben, beyaz tulbentiyle! yok mu onu savunacak birileri? ne bu ikide bir turbanimizla geliriz, cankayaya da otururuz durumlari? 80 sene oldu, bikmadilar, bikmiyorlar yahu! de gidin artik irana, oraya biyerlere! gina geldi artik! ac anam su orumcek kafani, walla tecavuz etmeyecem! etmeye kalkarsam zitsin beni sizin mollalar, off ya, ginanin bu kadari!

Serendipity dedi ki...

bir zamanlar komünistler moskova'ya diye bağırışırdı kuru kalabalık. tarihin cilvesi işte, o günlerin başbağrışanı olan R.T Erdoğan'a bugün "şeriatçılar İran'a" diye bağrışılıyor.

niye oraya buraya gitsinler ki, onların (komünistlerin ve dahi şeriatçıların) da yurdu değil mi burası? bir türk mutlaka ordusunu sevmeli, atatürk'e tapmalı, müteahhit partisi (CHP)'ne oy vermeli Mİ?
bu şeriatçı kardeşler yarın devletin tümünü ele geçirse faşizme doğru yelken açmaları muhtemeldir elbette, ama bugün yaşadığımız türban karşıtlığı da bir tür faşizm değil mi? hadi onu geçelim anayasa mahkemesi'ne aba altından sopa gösteren ordumuz da faşizan gövde gösterisi yapmıyor mu? demirel'in cumbabalığı, çillerin başbacılığı sırasında yaşadığımız faşizm beni en az darbe kadar korkutmuştu (yargısız infazlar, faili meçhuller, ağar'lı karabasanlar...).

neyse hukuktu, demokrasiydi, insan haklkarıydı diye birbirimizi yemeye gerek yok. amerika ırak'ta çocukların tepesine yağdırırken, lübnan'da ikinci ve dahi üçüncü iç savaşı fitillerken biz burda küçücük dünyalarımızdaki tehlikelerle, düşmanlarla, ecinnilerle uğraşmaya devam edebiliriz. hem domestik hem de insana vatanı kurtarma sohbetlerinde prestij katıyor.

*hafiye'nin duruşunu pek sevdim :)

Adsız dedi ki...

bu tavrı kesinlike anlamıyorum.şoklardayım.

Adsız dedi ki...

Anlamayacak ne var sayin anonymous. Istikrarli bir tavir. Kurallari koyanlar, o kurallara uysunlar da diyor. Demokrasi diyor. Gayet anlasilir. Bu durus "Seninle ayni fikirde degilim; ama o fikri savunman icin hayatimi vermeye hazirim" geleneginden gelir. Demokratlik olarak da anilir. Dak

Adsız dedi ki...

Davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelirmiş!Siz Almanya'da siyaset bilimi okuyosunuz!Gelin bir de burda okuyun üç tarafımız şeriatle çevriliyken!Ve de iktidarda şeriat yanlısı söylemleriyle siyaset yapan bir ülkede.Ne olduğunuzu ve de nereden geldiğinizi ne çabuk unutuyosunuz?Bu mu sizin gördüğünüz siyaset bilimi!Siz bırakın Almanya'da siyaset bilimi okumayı gelin esas siyaset burada!...Halk 14 Nisan'dan beri darbe yapıyor ama ipleyen yok!...Ne diyeceksiniz bu duruma DAK HANIM?